HİLALİN DÜNYASI

Pazar, August 24 - YA "BAŞINI AÇ" DERSE?

Kategori: KADIN


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, daha önce yerel mahkeme tarafından verilen kararı bozarak, kocanın karısına başını örtmesi için baskı yapmasını "sosyal şiddet" sayarak boşanma sebebi saydı.

Adamın yaptığı baskıya neden sosyal şiddet dendiğini anlayamadım. Ortada iki kişi var ve biri diğerine bireysel baskı yapıyor; bu baskı psikolojik olabilir, ekonomik olabilir, hatta fiziksel olabilir ama sonuçta bireyseldir. Toplumu işin içine katmanın mantığı ne?

Her neyse, kararı elbette desteklemek gerekir. Bir evlilik içinde, bu olaydaki gibi yaşam tarzına ilişkin çelişkiler ortaya çıktığında, taraflar öncelikle birbirlerini iknaya ve uzlaşmaya çalışırlar. Ama uzlaşma mümkün değilse, çözüm birinin diğerine istediğini baskıyla yaptırması değil, evliliğin bitmesi olur. Buraya kadar her şey normal...

Ama kararın gerekçelendirilişinde kullanılan bir cümle var ki, doğrusu bir çuval inciri berbat ediyor: "Kocanın karısını çağdaş kıyafetlere aykırı giyinmeye zorlaması"...

Bu cümleden anlıyoruz ki, Mahkeme, eşlerden biri diğerine belli bir kıyafet biçimini - nasıl bir kıyafet olursa olsun- zorladığı için değil, "çağdaş kıyafetlere aykırı giyinmeye" zorladığı için boşanmaya karar vermiş. Bu ifadeye göre koca karısına başını aç diye baskı yapsa, mahkeme aynı kararı almayacak.

Oysa, koca "aç" dese de "ört" dese de baskı aynı baskıdır ve boşanma sebebi olacaksa her iki durumda da olması gerekir. Ama mahkeme kararı öyle demiyor. "Kocanın karısını çağdaş kıyafetlere aykırı giyinmeye zorlaması" ifadesini özellikle kullanıyor.

Çünkü mahkeme yaşam tarzları arasında taraf tutuyor. Birini iyi, birini kötü görüyor ve kadını kötü olandan korumaya çalışıyor.

Oysa mahkemeler kendilerine göre iyi-kötü; çağdaşçağdışı gibi tarifler yapıp böyle sübjektif tanımlar üzerinden kararlar alamazlar. Onlar için sadece suç olan ve olmayan vardır. Tek tek heyet üyelerinin başörtüsü konusundaki düşünceleri ne olursa olsun, heyet olarak, farklı yaşam biçimlerine eşit mesafede durmaları gerekir.

Bir an için heyetin bakış açısından baksak ve baş örtmeyi çağdışı saysak bile, yasalarımıza göre çağdışı olmak da suç değildir; insanların çağdışı olma gibi bir hakları vardır ve mahkemeler onların bu hakkını korumakla yükümlüdür.

Kaldı ki, mahkeme kararını bir çağdaşlık tanımına dayandırmakla, bundan sonrası için de içinden çıkılmaz sorunlara yol açmış oluyor. Düşünün, yarın öbürgün bir kadın "eşim benim üstsüz denize girmeme izin vermiyor, baskı yapıyor" diye boşanma davası açsa ve bu kararı emsal gösterse, dilekçesinde de uzun uzun üstsüz denize girmenin mayolu girmekten daha çağdaş bir tarz olduğunu iddia etse ne olacak?

Öyle ya; "çağdaş"ın da "çağdaş"ı var! Acaba mahkemelerimiz aile içindeki giyim kuşam kavgalarında "çağdaşlık" çıtasını nereye koyacak? Üstsüz mayo ya da mini etek, ya da askılı elbiseye izin vermeyen kocayı da "çağdaş kıyafetlere aykırı giyinmeye zorlamakla" mı suçlayacak; yoksa "Yok artık deve!" mi diyecek?

Türkiye'de çok sayıda kadının kendi iradesi dışında - baba, koca ya da erkek kardeş baskısıyla- örtünmek zorunda kaldığını biliyoruz. Ama aynı zamanda, çok sayıda kadının yine kendi iradesi dışında -devlet baskısıyla - başını açmak zorunda kaldığını da biliyoruz.

Aslında birbirinin zıddı gibi görünse de sorunun kaynağı aynı. Baskıcı baba- koca da, devlet de kadını bağımsız ve yetkin bir birey olarak algılamayı bir türlü beceremiyor. Her ikisi de kadını kendisi için neyin doğru olduğuna kendi başına karar verme yeteneği olmayan, hayat boyu rüştünü ispat edemeyen "çocuk-insan" olarak görmekte ısrar ediyor.

Baba ya da koca onu "toplumdaki kötülüklerden korumak ve dinini daha iyi yaşamasını sağlamak için" başını örtmeye zorluyor; devlet de önce başını örten bütün kadınların bunu ailedeki erkeklerin baskısıyla yaptığı gibi bir varsayım üretip sonra da onları bu baskıdan kurtarmaya, zorla "çağdaşlaştırmaya" soyunuyor. Bu arada olan, her durumda bireysel iradesi hiçe sayılan kadınlara oluyor.


Gülay GÖKTÜRK /Bugün  Gazetesi

Yorum yaz!

2008-09-07 02:41:58 - Selam Ve Dua iLe..

Yazan: hazanvehuzun
öncelikle emekleriniz icin sagolun...
" Hadi basini Ac Derse " ....!!!
Bu konuda Toplumuzda kanayan bir yaranin uzerine bastiniz :( yorum yapamiyorum..
Sadece Allahtan hayirlisini diliyorum cumlemiz icin...Amin..
Bağlantı

2008-08-29 14:41:10 - Hayırlı Cumalar

Yazan: fatihinsatirlari
O güzel dilekleriniz için cok tesekkur ederız ..Sinde ramazanınız hayırlı olsun...
Bağlantı

2008-08-29 00:03:30 - ramazanımız mübaret olsun

Yazan: morbeyaz1


merhaba arkadaşım
herkese hayırlı ramazanlar diliyorum...
ailelerinizle sevdiklerinizle dostlarınızla birlikte...
umudu..huzuru..mutluluğu getirsin hanelerinize...
Arkasindan gelen bayram, öpülen eller, açılmış kollar, belki bir daha asla olamayacak sımsıkı kucaklaşmalardır... "İyi dilekler"dir Ramazan...Yüzyıllardır süregelen bir paylaşma dönemini ıskalamayın...
Dindar olmasan da, tek dua bilmesen de, çok güzeldir Ramazan...
Tadına Varın...
DeğerLi ArkadaşLarım Mübarek Ayımız Ramazan YakLaştı.. Ramazan'ın Bereketinden ve feyzinden yararLanmak diLeğiyLe... SevgiyLe kaLın...
Bağlantı

2008-08-28 12:00:12 - mrhb

Yazan: haspinar
bloğunuza tesadüfen rastladım cokda isabet olmuş cok güzel konular var takip ederim bundan sonra tşk saygılar
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İÇİMDE Kİ UKDELERİN TEZAHÜRÜ...

Kategoriler


Arkadaşlarım

Özkan Özdemir
bahargunesi
sihirlimutfak
ihya
haspinar
ademyakub
sitir
hadimulabi
tillsim
agustosyagmuru50
gecelerinsultani
dolunayayazi
nasibim
sevgipinari01
birzerre
havvaca
porselendemlik
nuruhilal
agyar
ikicihansaadeti00
hilalhatipoglu
handanistan
buket2
dualarile
bilalgonulalcak
bbadisabahh
imamhatib
burclarayolculuk
nuruhilalramazan
hasretgazeli
sehadetyildizi
badisabaa
hazanvehuzun
neyyire
1ogreten
sihirliyazilar
ahsenitakvim11
renksizlik
nurlamutfagadair
eminegolylmz
gercekyolislam
laluask34
turkceogreten
Nasibim